Bilgesu Erenus: Sanatın Çok Yönlü İfadesi

Bilgesu Erenus, sanat dünyasında iz bırakan çok yönlü bir sanatçı olarak anılıyor. Tiyatrodan müziğe, eserleriyle toplumsal meselelere ışık tuttu.

1990’lı yılların başlarıydı. Cumhuriyetin kuruluşunun yıldönümü etkinlikleri çerçevesinde, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü öğrencilerinin sahnelediği bir oyunu izliyordum. Yanımda, o dönemde 50’li yaşlarının ortalarında olan Bilgesu Erenus oturuyordu. O gün ilk kez tanıştık. Erenus, genç bir kız havasını kaybetmemişti; kumral saçları omuzlarından aşağı dökülüyor, makyajsız yüzü ve sade kıyafetleriyle adeta bir öğrenci yakını gibi görünüyordu. Oyun boyunca, eleştiriden çok içten bir coşkuyla izledi. Bir ara koluma dokunarak, “Öğrencilerinizin başarısından dolayı kim bilir nasıl mutlusunuz” dedi, gözleri gülümseyerek parlıyordu.

5 Ağustos’ta, 83 yaşında kaybettiğimiz Bilgesu Erenus, yaşamı sevgiyle kucaklayan bir sanatçıydı. İnsanların daha iyi bir yaşamı hak ettiğine inanan biriydi. Müzik kariyerine gitar dersleri alarak adım atan Erenus, Gökçen Kaynatan ile çalıştıktan sonra kendi orkestrasını kurmuş ve İstanbul Radyosu’nda düzenli konserler vermeye başlamıştı. Şarkıları ve türküleri, insan sevgisi ve adil bir düzen özlemini yansıtarak günümüze kadar ulaştı.

Oyun yazarlığı kariyeri ise 1970’li ve 80’li yıllarda, Türkiye’de politik tiyatronun en etkin dönemlerinde başladı. Erenus’un sahneye koyduğu birçok oyunu izleyip değerlendirdiğim için onun sanatını yakından tanıma fırsatım oldu. Politik tiyatro alanında üretken bir kadın yazar olarak, Erenus, düzeyli topluluklarla çalışarak başarılı yapımlar ortaya koydu. Oyunlarında, toplumsal adaletin geçerli olduğu, sınıfsal eşitsizliğe karşı çıkan ve emeğe saygı duyan bir yaşam düzenine özlemini dile getirdi. İlk oyunu “El Kapısı” (1973), insanların yurt dışına göç etme zorunluluğunu ele alıyordu ve bu oyun, Rutkay Aziz’in yönetiminde Ankara Sanat Tiyatrosu’nda sahnelendi. Erenus’un en çok sahnelenen eserlerinden biri olan “Misafir” (1986) ile bu temayı sürdürdü.

Erenus’un bir diğer önemli eseri, 1975’te sahnelenen “Nereye Payidar”dır. Bu oyunda, bireysel kurtuluşu arayan bir genç kızın hikayesi, Yeşim Dorman ve dönemin ünlü oyuncuları tarafından canlandırıldı. Aynı temayı işleyen “Ortak” (1976) ise işçi mücadelesinden uzaklaşarak bireysel kurtuluş peşinde koşan bir karakterin öyküsünü anlatıyordu. Macit Koper’in yönettiği bu yapım, Genco Erkal’ın başrolüyle dikkat çekti.

1978’de Genco Erkal ve Meral Çetinkaya’nın oynadığı “İkili Oyun”, 12 Mart döneminde tarafsız kalmaya çalışan bir üniversite hocası ve eşinin huzur arayışını konu alıyordu. 1983’te ise AST’de sahnelenen “Güneyli Bayan”, Lillian Hellman’ın eserini irdeleyerek unutulmaz bir performans sergiledi. Erenus’un “Kelaynaklar” (1983) adlı eseri, yok olan kelaynak kuşu metaforu üzerinden yaşamın kaybedilen güzelliklerini sorguluyordu. 1988’de ise “555K” adlı oyun, 27 Mayıs 1960’taki protestoları belgesel bir dille ele alarak sahnelendi.

Erenus’un “Arka Bahçe” adlı eseri, emperyalist ülkelerin geri kalmış ülkeleri nasıl sömürdüğünü ele alarak hem Devlet Tiyatroları hem de İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları tarafından sahnelendi. Eserlerinde çeşitli anlatım biçimlerini deneyen Erenus, hala sahnelenmeyi bekleyen birçok oyun yazdı.

Son 60 yıl içinde yaşanan toplumsal olaylarda ezilenlerin yanında yer alan Bilgesu Erenus, bu durumu nedeniyle sık sık başı belaya girmiş bir insanseverdi. Tiyatro dışında sinema için de eserler yazan Erenus, Tarık Akan, Hümeyra ve Zeliha Berksoy gibi birçok ünlü isimle işbirliği yaparak ödüller kazandı. Onun anısı, eserleriyle yaşamaya devam edecek.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu